20160608

Sırf nazar değmesin diye seni kimselere anlatamıyorum.

20160506

Herseyi bırakalım da dostluk kazansın be arkadaş !

20160426

maybe just little advise to us

Bak Kevser, ben ikili ilişkilerde neyin nasıl yapılacağını çok iyi bilmem. Biliyor olsaydım elimdeki güvercini uçmadan önce kafese alıştırmayı öğretebilirdim. Ama şunu da unutma ki uçacak güvercini kafeste kendi sütüyle de beslesen uçacaktır. Kendin ol kendini değiştirme, olacağına varır her bir  şey. Kimse için kendini kasma, kapılma kimseye güvenini tam sağlamadan, kalacağından emin olmadan. İlişkiler insanın hayat çizgisini belirler, belli ettirtme, kendin çiz. Gerekirse yalnız başına öl.
Ama yinede el-alem için kendin olmaktan çıkma. Üstüne mi düşmek istiyorsun düş. Umursamamak mı istiyorsun umursama. Konuşmamak mı istiyorsun konuşma. Kimseyi de kendini "vazgeçilmez" hissine kaptırma.
Alıştığından mı yoksa sevdiğinden mi vazgeçemez insan ?

20160413

Verdiğin sabrin derdini istiyorum.

20160322

Üzgün ve karışık olduğun zaman güzel bir ayet çıkarsa karşına, "en iyisini Rabbin bilir ve sen sadece ona teslim ol." 
O kadar büyük bi Rab var ki, senin ne zaman canın sıkılsa hep yanındadır ve bir şekilde sana kendini gösterir. İşte o sebeple iyi ki var diyorum.

"Göğsünün daraldığını biliyoruz."
"Rabbin için sabret."
"Şüphesiz Rabbin sana verecek ve sen de hoşnut olacaksın."

20160320

Ben birisi şöyle ol, buraya git, bunu da yap diyen insancık topluluğundan değilim.  Çok şükür aklım var ve düşüncelerimin arkasındayım ve kim gelirse gelsin karşıma eğer mantıksız konuşursa ve aklıma yatmayan bir fikirse kabul etmem bu babam da olsa. Çok şükür küçüklüğümüzü geçtik . Ve ilgi alanımın içinde siyasette varken bana bu şekilde yaklaşman hiç hoş olmadı. Söylediğim şeylerin neresi mantıksızdı???  Sonuna kadar konuşurum ve savurunum. Bir de insan yaşamadığı bir yer hakkında pek bilgi sahibi olamaz bir yaşayan kadar olamaz yani. Bunu sadece sosyal medyadan öğrenmek ne kadar doğru olur ki  ? Yaşadığın çevre, toplum, insan ilişkileri komşuluk muhabbetleri v.s seçim zamanı mahalle mahalle gezerken biz çöpüyle bile konuştuk. Herkesin fikri aynı.  Seçimden bir hafta önce mahalleleri yeterli sayıda erzak veriliyor, oy sözü isteniyor ama sonra verdikleri vaatler yok. Ben bunlara adam der miyim????? İnsan eleştiriye açık olmak zorunda yoksa kalabalık bir yer de yaşayamaz. O sebeple lütfen ama lütfen bir daha karşıma çıkmayın.

20160319

Bence aşk fedakarlık isteyen bir şeydir!


Önce insan gerçek manada sevecek, sevdiğine inanacak ve karşı tarafa sevdiğini söylemeden anlamasını sağlayacak. Sevgi olmazsa, ilişkinin belli bir süre sonra bitmesine neden olur fakat sevgi olup saygı olmazsa da belli bir süre ilişkinin yıpranmasına neden olur. İşte bu yüzden herşeyin iyi olmasını istiyorsak, ilişkinin düzenli gitmesini istiyorsak da birbirimizi kırmamaya oldukça önem göstermemiz gerek.

Saygı ve sevgi eksik olmaması dileğiyle..
Allah sizin bedenlerinize ve yüzlerinize değil, kalplerinize bakar.

20160318

Yeni aşklar... yeni hayatlar... yeni planlar... yeni idealler... yeni fikirler... yeni görüşler... yani kısaca herşey yeni; eski olan herşey uzak dursun.
HAYATIMA ALDİGİM GİBİ DE ÇOK GÜZEL ÇIKARMASINI BİLİRİM.

20150725

Yazılarımı bu şarkı eşliğinde yazdığım doğrudur.


Öyle bir zamandayız ki, insanlar sadece anlık yaşamak ve yaşadığı anında en güzel şekilde geçirmesini istiyorlar. Her şey para olmuş, yapılan anketlerde açık ara fark ile para çıkıyor. Hayır ya bu kadar olmamalıydı. 

20150716

Yasmin Levy - Una Noche Mas

Bayram nedir? Bayram; Sılah-ı Rahim'dir. Sılah-ı Rahim ise akraba ziyaretidir. Sen bir yıl da neredeyse her gün çalışıyorsun eve gittiğinde eşin ile bile zor görüşüyorsun yorgunluktan dolayı.Bazı günler hemen uyuyorsun bile. Hafta sonları da gidersen eşin ile bir yerlere gidiyorsun fakat akrabaların ile görüşemiyorsun hele ki uzakta oturuyorlarsa hiç görüşemiyorsun. İşte bu noktada Rabbimizin bize armağanı, senede iki kere olan bayram giriyor devreye. Çok üzülerek söylüyorum ki, bayram tatillerini kötüye kullanan insanların sayısı bir hayli artmış bulunuyor. Uzun zamandır  görüşmediğin akrabaların ile bir araya gelmek için gün yaratılmış fakat sen o günü ayağınla tepiyorsun, olacak şey değil! Senin gibi yaşayan bir sürü insan; kardeşin, kuzenin, yeğenin var ve bayramda bir araya gelip büyükleri ziyaret edecekken sen ne yapıyorsun hazır bayram tatilimiz var hemen bir yerlere gidelim de tatil yapalım diyerekten bir yıl öncesinden yerini ayarlıyorsun. Seni büyüten, sabah akşam demeden uykularını feda eden, 9 ay karnında taşıyan, her söylediğin şeye sabır ile karşılık veren annene! Sırf çocuklarım aç kalmasın, yavrum bir şey isterse karşısında mahcup olmayayım diye sabahını akşamına katarak çalışan babanı bir hiç uğruna alarak bayram günü tatile gidiyorsun. Evet bence en çok üzülmemiz gereken şey bu olsa gerek. -ki belli bir yaştan sonra ana - baba'larımız da uzak diyarlara gidiyor.

20150702

* insan sever * bebek sever * dost sever * otomobil sever * müzik sever *  blogger sever * telefon sever * yalnızlık sever * deniz sever * annesini sever * toprak sever * öğrenmeyi sever * bilgi sever * alışveriş sever * belgesel sever * dürüstlük sever * yedi güzel adam sever* hayvan sever * yolculuk sever * sever de * sever...

20150609



Siyaset bizi ilgilendirmiyor” demek; ” Kur’anın yarısı ve insanlığın sorunları bizi alakadar etmiyor” demekle aynı anlama gelir. Kur’anın prensipleri,Müslümanların ve insanlığın problemleri, kendilerini ilgilendirmeyen kimselerin: şefkat, merhamet, huzur ve hoş görüyle alakalı sözleri sahtedir. Böyleleri ya İslam’ı tam bilmeyen ve Kur’anı incelemeyen gafil ve cahil kesimlerdir. Veya bile bile gerçekleri ve kulluk görevlerini görmezlikten gelen kötü niyetli kimselerdir.”


Prof.Dr Necmettin Erbakan
Saadet partisi %2'lik oyu ile HDP'yi meclise soktu, CHP'yi büyüttü, MHP'nin oyunu artırdı, ülkeyi böldü, Obama'yı başkan seçti, Yunanistan'ı batırdı.

20150330

İşte o gün başlamıştı her şey. Artık dayanamıyordu babasının yaptıklarına. İlk önce kaçmaya çalıştı sonra kendisinin bir genç kız olduğu aklına geldi. Nereye gidebilirdi ki? Hemen aklına kafa dağıtmak için, yaşadığı yerde en sevdiği kafeye gitmek geldi ve hiç düşünmeden gidip kafenin ikinci katına çıktı adeta koşar adımlarla oturdu ve yanına garson geldi. Her zaman gittiği için garson açık çayını da getirmeyi unutmamıştı. Ama bu sefer yanına iki şeker de koymuştu. Oysaki şeker kullanmadığını biliyordu fakat kız çok dalgındı ki iki şekeri çayının içine atıp hızlıca karıştırdı. Ve olup olmadık şeyler geldi aklına, o gün hiç düşünmediği kadar düşünmüştü. Neden gitmişti? Ve ne yapıyordu ? Çantasından laptopunu çıkardı ve masaya koydu. Sadece yazmak istiyordu, hiçbir  şey düşünmeden sadece yazmak ... Evet, yine oranın verdiği rahatlık onu huzurlu kılmıştı. İşte şimdi tam anlamıyla amacına ulaşmıştı “Hiç düşünmeden yazmak.” ... 

Eskiden sürekli vapur kullanırken yazı yazdığı zamanlar geldi aklına. Ve daha da mutlu oldu. Yazı yazarken bir ses duydu ve sesin geldiği yere doğru yöneltti başını. Karşı masasındaki 3 genç kız oturmuş otuz iki diş gözükene kadar ağızlarını açmış gülüyorlardı. Birden kendisinin üzgün olduğunu unuttu ve onların gülüşlerini seyretti. Bakarken, aslında o masada oturan kızın arkadaşı olduğunu fark etti. Hafif tebessüm etti sadece. Sonra yine yazmaya devam etti. Sol tarafındaki masadan gelen sesten oldukça rahatsız olmuştu. Kafasını kaldırdıktan sonra masada sadece dört öğrenci bir de hocada vardı. Hoca olduğunu nerden biliyordu ? Çünkü siyaset felsefesi konusunu yüksek sesli anlatıyordu. Ama onun için ses kirliliğinden başka bir şey değildi o topluluk. Çünkü morali bozuktu, çünkü kendisinin morali bozuk olduğu için herkesinde morali bozuk olmasını istiyordu, çünkü artık düşünmekten çok yorulmuştu ve daha nice çünkü… 

Yazısını yazarken sağ masaya bir genç kız gelmişti. Merakla ne yapacağını bekliyordu. Kırmızı mantosunu çıkarıp sandalyenin üzerine koydu. Sonra oturdu ve çantasından çıkardığı test kitabını masanın üzerine koydu. Belli ki sınava çalışıyordu çünkü gördüğü kadarıyla kitabın üzerinde kpss yazıyordu. Etrafına bakmadan hemen çalışmaya başlamıştı. Sanırım çok az vakti vardı. Sonra yine yazmaya devam etti…

Yazdıkça rahatladığını fark etti hatta kendisinin ilacını bulmuştu. Bundan sonra insanlara bir şeyler anlatmaktansa yazı yazmayı tercih edecekti. Yazı yazmak insanlara neden şifa oluyor ? Sanırım karşısında insan olmadığından kaynaklanıyor. Mesela Cahit Zarifoğlu da şiirlerini insanlara değil de buz dağına yazarmış. Demek ki insanlar bazı şeylerden kaçarken gerçekten istediği için kaçıyormuş. Kadın sol masadan gelen sesten dolayı çok rahatsız olmuştu, en başta yazı yazmak büyüsüne kapıldığı için pek duymuyordu ama sonradan ses daha da yükselmeye başlamıştı ve masasını değiştirmeye karar vermişti. Masasını değiştirdikten sonra daha güzel yazdığını hissetmişti. Yazı yazarken garson gelip kaşarlı tostunu ve açık çayını getirmişti ama bu sefer tabağın kenarında şeker yoktu ve kısık sesle afiyet olsun  az önce dalgınlığıma gelmiş olmalı ki şeker de koymuşum kusuruma bakmayın dedi. Tebessüm ile karşılık verdim “Hangimiz dalgın değiliz ki bu dünyada.” 


...

20150309

Kadına şiddetin müsebbipleri

Takvimlerde yıl 2015… Fakat anlayışta cahiliye dönemi… Asr-ı Saadetten 20.yüzyıla kadar bir çok devlet Hakkın hakimiyetini tesis etti ve insanlığa insanca yaşama imkanı sundu. Fakat 1897 yılından bu yana sadece İslam Alemi değil tüm insanlık bir kıskaca alındı. Paylaşımda adalet, yaşamda ahlak, coğrafyalardan refah alındı bir grup azınlığın eline verildi. Adalet imtiyaza, ahlak sınırsız özgürlüğe, refah tavandakilerin hayatına hapsedildi. Bu tarihli Siyon Kongresi’nde alınan 3 karar;

1-2.Abdulhamid Han tahttan indirilecek. (Büyük oyunu göremeyen Müslümanların da desteğiyle)

2-Osmanlı yıkılacak. (Yıkıldı ve halifeliğin de kaldırılmasıyla başsız dönem başladı.)

3-100 yıl içerisinde Hakkın hakimiyeti için çalışanlar devlet kadrolarından temizlenecek.

ve 2. madde kanlı bir savaşla gerçekleştirildi. Fakat 3. madde zamana yayıldı. Şiddetle ve savaşla değil, işgalle ve işkenceyle değil de gönül rızasıyla başarmayı hedef aldılar. Lozan’da Haim Nahum: “Bunların elinden kavgayla bir şey alamazsınız. Aç, işsiz, borçlu ve maneviyatsız bırakırsanız onlar kendiliğinden sizin istediğiniz kıvama gelir.” dedi.
İşte tarih 2015 olsa da 100 yıllık plan halen devam ediyor. 54.Hükümette bir liderin ferasetiyle planları 30 sene geriye gitse de kaldıkları yerden işbirlikçileriyle ifsad sürüyor. Aç, işsiz ve borçlu bırakmak ekonomik anlamda ayrıca değerlendirilebilir. Fakat memleketin bütün buhranının sebebi maneviyatsızlaştırılmaktan kaynaklanıyor. Kurbağayı sıcak suya attığınızda refleks olarak zıplar ve kurtulur. Fakat soğuk suya koyup yavaşça ısıttığınızda mahmurlaşır, gevşer ve en son kendini kaynar suya teslim eder.

Maneviyatsızlaştırma maddesi, eğitim sistemiyle, medya sektörüyle, sosyal hayatın sınırsızlığı ile insanımızın iradesini ve direncini gevşetmiştir. Geniş yürekli olmak adına ılımlılaşmıştır. Zinanın bu ülkede olağan karşılanması 80 yılı almıştır. Ama işte bugün herkes tarafından özgürlük olarak kabul ediliyor ve siyaseten de buna destek olunuyor.

Kadına şiddet başlığı tüm bunlar hatırlanmadan ele alınamaz. Kadına şiddet başlığı tamamıyla yanlıştır. Çünkü bu bir cinsiyete karşı alınan bir tavır değildir. Bu mesele cinsiyet meselesi değil şahsiyet meselesidir. Kadına şiddet uygulayan adamı da yetiştiren bir annedir. Bu kısır döngüden çıkmak için resme yukarıdan bakmak gerekir.

Zinanın serbest olduğu bir ülkede tecavüzlerin artması doğal sonuçtur.

Reklamlarda kadının bir meta olarak kullanılması istismarı doğurur.

RTÜK onaylı dizilerde tecavüz sahnelerinin alenen gösterilmesi sokaklarda sapık üretir.

Hukuk sisteminin şahıslara endeksli olması suça teşvik eder.

Caydırıcı cezanın olmaması sokaklarda güven ortamını ortadan kaldırır.

Ahlak ve maneviyatı değil de Darwin Teorisini, materyalizmi empoze eden eğitim sistemi psikopat yetiştirir.

Ahlaklı  nesli devlet değil de bireyler yetiştirmeye çalışırsa yetersiz bir mücadeledir.

Okul önlerinde satılan uyuşturucuya çare bulamayan sistem, gençliğin bataklığa sürüklenmesini seyreder.

Kadını erkekle eşit görmek adaletsizliktir. Kadın devletler kuracak evlatlar yetiştirmesi hasebiyle kıymetlidir.

Bu maddeler sayfalarca uzayabilir. Ama sistemin kadın ve erkeğe bakışı tüm bu olayları körükleyendir. Kadını özgürleştirmeyi açılıp saçılmak ve istediğiyle gezip tozmak olarak anlayan bir millet kadına zulmeder.  Adalet, herkese hakettiğinin verilmesidir. Feminen duyguların karşı çıkacağı bir cümledir fakat bu böyledir. İslam kadını koruyup kollamıştır. İslam kadına maddi yük yüklememiş aksine muaf tutmuştur.

Özgecan Aslan hadisesinde yürekleri yananlar idam diye haykırdı. Fakat kadınlara mahsus metrobüs istendiğinde gericilik yaftasını ilk onlar yapıştırdı. İstanbul’da hiç bir kadın endişesiz olarak toplu taşımayı kullanamıyor. Akşam vakti hiç bir üniversiteli hanımefendi ikinci öğretim derslerinden korkmadan dönemiyor. Sokaklarda çantanıza sarılmadan yürümeniz imkansız.

Kadını koruyup gözeten, kıymetlendiren değerlere geri dönülmelidir. Özellikle dizi ve filmlerdeki ahlaksızlığı körükleyen görseller derhal kaldırılmalıdır. Ahlaksızlığın özgürlük sınırları içerisinde yer alması mümkün değildir. Cahiliyede kız çocuğunu diri diri toprağa gömen anlayışla kadının soyunmasını özgürlük olarak gören anlayış aynıdır. Kadını özüne döndürürseniz Fatihler yetişir, Yavuz Selimler yetişir.

Merve AYDIN [ Anadolu Gençlik Derneği Genel Merkez Hanım Komisyon Başkanı ]

20141225

İnsan ahmet Kaya dinledikçe durduk yere hüzün kaplıyor etrafı.  Peki ya neden ?

20141218

Hiç Aşık olduğun kişi ile evlendin mi ? 

20141215


O kadar karışık kafam var ki şu aralar. Ne yapacağımı bilmeden yaşıyorum. Sadece yaşıyorum. Yine yazmak en güzeli...

20141208

Kedi sevmem, Range Rover sevmem, sigara sevmem..
Sehpa devrilirken üzerindeki bilgisayarınızı ve cep telefonunuzu bırakıp saksıdaki çiçeği tutmak; annenizin bünyenizde kurduğu baskıdır.

Be soft. Do not let the world make you hard. Do not let the pain make you hate. Do not let the bitterness. Steal your sweetness. 

Bazen bir dostluğu bitirmek, o çok sevdiğin şehri, aşık olduğun sevgiliyi, terk etmek kadar zor gelir insana.

20141126

İşte böyle.


CİNNET SENİN AYAKLARININ ALTINDADIR


Beklemek, gelmemesinin yarısıdır. Zaten gelecek olsa beklemezdim.
Gelmeme ihtimali olan her şeyi bekleriz ki bunun adına da beklemek denir.
Paranoyalarım, beklemeye elverişli değiller bu aralar. Kimseyi bekletmiyor, kahrolasılar.
Paranoyalarımdan kuş yapıyorum, konacak pencere yok.
Kuşlar çok canınız sıkılıyor, beni vurun isterseniz. Vurun ki canınız sıkılmasın. Paranoyalarımı da vurun. Her şeyi vurun. Pencereleri vurun. Kapı kollarını vurun. Kapı kolum da olmasa kim tutardı ellerimi? Ama, vurun yine de. Paranoyalarımı vurun.
Bunlar var ya, sevgilim ile arama ayakkabı ile girdiler.
Bunlar var ya, şiirin ortasına ayakkabı ile girdiler.
Bunlar var ya, kafamın içine ayakkabı ile girdiler.
Yaktım bunları, küllerinden tekrar doğdu. Tekrar yaktım, tekrar doğdu.
Katilimi aramaya çıktım. İnsanlar çıktı kapattım, telesekretere konuşanlardanım.
Burası kim?
Benim adım kim?
Ben neresiyim?
Katilim kim?
Kimsin lan Ben?
Ah be!
Cinnet senin ayaklarının altındadır.
Bunlar var ya, şarkılarımın arasına ayakkabı ile girdiler.
Bunlar var ya, Neyse.
Neden mi gözü açık uyuyorum?
Çünkü bütün rüyaları ezberledim.
Neden mi, gözü kapalı seviyorum?
Çünkü bütün ihanetleri ezberledim.
Neden mi, gözü kapalı büyüyorum?
Çünkü bütün çocukluğumu ezberledim.
Neden mi, bu kadar karışık yazıyorum?
Çünkü bütün şiirleri ezberledim.
Ah be!
Cinnet, senin ayaklarının altındadır.
Ah be!
Cinnet benim, ayaklarının altı senin olsun.

-Berkan Ürgen.
Evgeny Grinko - Valse